Qasimlo: “Bin dost az, tek bir düşman bile çoktur” | Kovara Deng | DENG Dergisi
Kapat

Qasimlo: “Bin dost az, tek bir düşman bile çoktur”

YazarResmi

Tanıdığım Şehid Qasimlo

Sayın katılımcılar,

Konferansı hazırlayanlara teşekkür ederim. Böylesi bir konferansa katılıp ölümsüz Qasimlo hakkında konuşmak benim için büyük bir onurdur.

Bilindiği gibi, şehid Qasimlo’nun yaşamı, dünya görüşü, mücadelesi ve liderliği hakkında birçok kitap yazıldı, makale yayınlandı. Ayrıca “demokrasi ve diplomasi üstadı” yılmaz ve yiğit Qasimlo, birçok üniversitede doktora tezlerinin konusu oldu.

Qasimlo’nun tüm yönleriyle araştırıldığı, hakkında kitaplar, makaleler yazıldığını biliyorum. Ayrıca diğer konuşmacılar da bu konulara değineceklerdir. Dolayısıyla ölümsüz Qasimlo’yu öğrencilerine, mücadele arkadaşları ve yakın dostlarına anlatmak benim için çok kolay değil.

Ben konuşmamda insan Qasimlo’yu, tanıdığım Qasimlo’yu anlatmak, ondan öğrendiklerimi dile getirmek istiyorum.

**

Qasimlo’nun adını ilk kez Kuzey Kürdistan’da ulusal bilincin Kürd gençleri arasında büyük bir hızla kök saldığı 70’li yıllarda duydum. Kendi aramızdaki konuşma ve tartışmalarda Qasimlo’dan da bahsediliyordu. Ama O’nu 80’lı yıllarda yakından tanıma olanağını buldum.

Partim Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) ile İran Kürdistanı Demokrat Partisi (HDKİ) arasında ilişkiler 70’li yıllarda önce Avrupa’da başladı. İran’da şahlık rejiminin yıkılmasında sonra partimizden bir heyetin Muhabad’a giderek HDKİ’yi ziyaret etmesiyle birlikte her iki parti arasındaki ilişkiler günden güne güçlendi, gelişti.

Türkiye’de 1980 askeri darbesinden sonra, Kuzey Kürdistan’ı terk etmek zorunda kalan birçok yurtsever Doğu ve Batı Kürdistan’a gittiler. Sadece ben değil, partimin birçok üye ve kadrosu da Doğu Kürdistan’a gittik. Gittiğimiz dönemde Doğu Kürdistan’ın çok önemli bir bölümü kurtarılmıştı ve kurtarılmış bölgeler PDKİ tarafından yönetiliyordu.

PDKİ sadece bize değil, askeri rejimden kaçıp gelen tüm Kuzey’li Kürd yurtseverlere kucak açtı.

Biz kurtarılmış bölgelerde üs oluşturduk. Devrime katıldık. PDKİ kadrolarıyla birlikte halkın bilinçlendirilmesi ve örgütlenmesi çalışmaları yürüttük. Sadece bu alanlarda değil, aynı zamanda askeri alanda da yardımcı olduk. Arkadaşlarımız “Serdeşt-Piranşar Yolu Savaşı” ve tarihi “Ceter Direnişi”nde Peşmergeyle omuz omuza, sömürgecilere karşı savaştılar. Ceter Direnişi’nde şehid olan bir yoldaşımızın kanı şehid Peşmergelerin kanına karıştı, ku bu dayanışma partimizin onur kaynaklarından biridir.

1981 yılının başından itibaren sıkça PDKİ Polit Bürosu’nu ziyaret ettik ve bu ziyaretlerde Qasimlo’yu da görüyor, kendisiyle sohbet etme fırsatı buluyorduk.

**

PDKİ’nin bugünkü siyasi kimliği Qasimlo’nun kararlı çabasının ürünüdür. Bilindiği gibi Kürdistan Cumhuriyeti’nin yıkılmasından, Pêşava ve arkadaşlarının asılarak şehid edilmelerinden sonra PDKİ saflarında partinin tanımı ve kimliği konusunda görüş ayrılıkları baş göstermişti. PDKİ Tudeh’in bir parçası mıydı, yoksa PDK-Başur’un bir parçası? Qasimlo ve arkadaşlarının kararlı çabaları sonucu PDKİ bugünkü bağımsız ve Kürdistani parti kimliğini kazandı.

 Ölümsüz Qasimlo’dan aldığım bir başka ders ise, siyasi partilerin bağımsız karar verme inisiyatifine sahip olmasının gerekliliğidir. Bölge ve Kürdistan’ın şartları, silahlı mücadele veren Kürd partilerinin, her biri ülkemizin bir parçasını işgal eden “komşu devletle” ile ilişki kurmalarını zorunlu hale getiriyor.

Bu doğal bir durumdur. Doğal olmayan ise “komşu devlet” ile ilişki kuran partilerin siyasi karar verme inisiyatiflerini kaybetmeleri, sözde dostların istemleri doğrultusunda davranmalarıdır. Qasimlo bu konuya ilişkin olarak şöyle diyordu: “Bugün sana yardım etse de düşman, düşmandır (amacı bir başka sömürgeci devletle sorunu olan, sorunlu olduğu devlete karşı savaşan silahlı Kürd hareketine yardım eden sömürgeci devlet). Bugün sana yardım etmese de dost her zaman dosttur (amacı dönemin Kürdlere yönelik zulme karşı sesiz kalan ama Kürd hareketinin stratejik müttefiki olan sosyalist ülkeler ve dönemin ilerici güçleri).

Şehid Qasimlo sık-sık “Kürdistanı partiler sömürgeci komşu devletler ile ilişki kurabilirler ama bu ilişkinin faturası o parçanın ulusal hareketine kesilmemelidir” diyordu.

Ölümsüz Qasimlo uluslararası dayanışmaya büyük bir önem veriyor, demokratik ve özgürlükçü güçlerin desteğini kazanmak için büyük çaba harcıyordu. Her fırsatta “bir dost az bir tek düşman bile çoktur. Düşmanlarımızı azaltmak Dostlarımızı artırmak için çaba sarf etmeliyiz. Dost olmasalar bile tarafsız kalmalarını ya da sert düşman olmamalarını sağlamalıyız” diyordu. Bu nedenle diyalogdan yana idi ve diyaloga büyük bir önem veriyordu.

Şehid Qasimlo’dan aldığım bir başka ders ise demokrasi sorunu üzerinedir. Ben o zamanlar sıkı bir sosyalistimdi. Ben/biz “demokrasi için de mücadele ediyoruz” diyorduk. Bana/bize göre demokrasi bir burjuva değeriydi ve sosyalizme giden yolda bir duraktı. Proletarya diktatörlüğü bize göre en gelişmiş demokrasiden daha ileri bir sistemdi. Ölümsüz Qasimlo “kötü bir demokrasi en iyi diktatörlükten daha iyidir” demesini başlangıçta bana kabul edilmez gelmişti. Ama daha sonra Qasimlo’nun söylediklerinin doğru olduğunun, demokrasi için mücadelenin mücadelemizin temel bir parçası olması gerektiğinin bilincine vardım.

Ölümsüz Qasimlo bize her zaman ”Türkiye’de askeri bir darbe olduğu, askeri bir rejimin işbaşında olduğu doğrudur. Ama İran’a göre Türkiye daha demokratik bir ülkedir. Bunun kıymetini bilin ve demokrasinin kökleşmesi ve genişlemesi için de mücadele edin” derdi. 

Qasimlo Türkiye’deki Kürd hareketine özel bir önem veriyordu. “Türkiye’nin yönü batıya dönüktür. Türkiye AB’ye üye olmak istiyor bu nedenle bazı reformları yapmak zorunda. Bu ise kuzey’deki Kürd hareketine fırsatlar sunuyor. Kürd hareketi şiddetten uzak durmalı, demokrasi mücadelesiyle Avrupa’da diplomatik faaliyetlere önem vermelidir” diyordu.

Qasimlo tüm parçalardaki Kürd partileri arasında diyalog ve yardımlaşmaya ayrı bir değer biçiyordu. Ama yanı zamanda bir parçanın diğer bir parçanın iş işlerine karışmasına ve kendini dayatmasına da şiddetle karşıydı. Qasimlo tüm Kürd siyasi tarafları kardeş olarak görüyor ve “biz dost değil, kardeşiz. İnsan dostlarını seçer, kardeşlerini değil” diyordu.

Şehid Qasimlo’dan öğrendiğim bir başka konu ise Kürdistan ulusal hareketi ile egemen ulusun demokrasi ve değişim hareketi arasındaki ilişkidir. Qasimlo bu ilişkiye büyük bir değer biçiyor, İran’da rejim muhalefeti güçlerle ilişkilere önem veriyordu. PDKİ’nin hiçbir ayrım gözetmeksizin rejimden kaçıp Kürdistan’da üslenen muhalif güçlere nasıl yardım ettiğinin canlı tanığıyım.

Ölümsüz Qasimlo bazen uluslararası kamuoyunun duyarsızlığından rahatsız oluyor, yakınıyor, “bizim iki dostumuz var: dağlarımız ve halkımız” diyordu. Ama biz çok iyi biliyorduk ki kamuoyunun sessizliğinden yakınan Şehid Qasimlo, uluslararası arenada dost kazanmak için canla başla çalışıyordu.  O’na göre kazanılacak bu destek başarının şartlarından biri idi. Bugün eğer birçok batılı devlet yetkilisi, etkin politikacılar ve aydınlar “sadece dağlar değil biz de Kürdlerin dostuyuz” diyorsa, bu işteki aslan payı Qasimlo’ya aittir.

Şehid Qasimlo her zaman “biz savaş istemiyoruz, savaş bize dayatılıyor” derdi. O her zaman Kürd sorununun barışçıl biçimde, diyalog yolu ile çözülmesini istiyordu. “Ama rejim tank ve topla Kürdlere saldırıyordu. Kürdler ise varlıklarını korumak için savaşmak zorunda” diyordu.

Sorunun çözümü için devlet ile diyalog kurmanın, özgürlük mücadelesinin önemli parçası olduğuna inanan Qasimlo’ya göre, görüşme masası da dağlar, sokaklar, üniversiteler, fabrikalar gibi bir mücadele alanıydı. Şehid Qasimlo’ya göre mücadele dağlarda, fabrika ve sokaklarda verilir ama sonunda taraflar sorunu çözmek amacıyla görüşme masasına otururlar.  Kendisinin görüşme masasında şehid edilmesi de bu görüşünde ne kadar kararlı ve samimi olduğunun göstergesidir. Ölümsüz Qasimlo tavır ve görüşünde kararlı olduğu kadar radikalizmden uzaktı, teslimiyetçi değil, yapıcıydı, uzlaşmaya açık biriydi.

Bana göre tüm bu olumlu ve kıskanılacak yönleriyle birlikte Qasimlo da bizim gibi insandı. Mitolojik ve uzaydan gelmemişti. Beni en çok etkileyen yönü ise O’nun mütevazi yapısı ve alçak gönüllülüğüydü. Çocuklarla çocuk olur onlara sohbet ederdi ki bunlardan birisi de kızım idi.

Çok şakacıydı, kendisiyle alay eden ender liderlerden biriydi. Ben onu hep güler yüzüyle hatırlıyorum. Şovdan uzak birisi olan Qasimlo, o dönemde diğer siyasi parti liderleri 40-50 Peşmerge ile gezerlerken O, 5-6 korumasıyla dağ bayır dolaşırdı. Eksiklikleriyle, fazlalıklarıyla Qasimlo da diğer insanlar gibi insandı.

Bir Rus atasözü “kartal bazen tavukların seviyesine inecek kadar alçaktan uçarlar, ama tavuklar asla kartalların seviyesine asla çıkamazlar” der.

Şehid Qasimlo Kürdistan semalarında yüksekten uçan bir kartaldır ve öyle de kalacaktır.

Tekrar teşekkür ederim.

17 Şubat 2020

(*) 17 Şubat 2020 tarihinde, şehid edilmesinin 30. yılı nedeniyle Paris Kürd Enstitüsü tarafından Fransa Senatosu’nda düzenlenen konferansta Kürdçe yaptığım konuşmanın Türkçesidir.